Cevapla 
 
Derecelendir
  • 0 Oylar - 0 Yüzde
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Aykut Kuşkaya ile Söyleşi
06-14-2008, 08:57 PM
Mesaj: #1
Aykut Kuşkaya ile Söyleşi


K.Kimliği:Müzik eğitiminizi nereden aldınız?

A.Kuşkaya: Müzik eğitimimi dolaylı bir şekilde aldım. Burada zannediyorum genetik faktörlerin etkisi var. Rahmetli babam 1950'li yıllarda (TRT nin kurulduğu yıllarda) Türk Müziği Korosu'ndaymış ses sanatçısı olarak. Bende de doğuştan itibaren bir kabiliyet var,şarkı söylemeye, ezberlemeye, melodileri kullanmaya yönelik. Tabi ilkokul öncesinde mandolin çalışmasıyla başladım ve her ilkokul çocuğunun çaldığı enstrümanları çaldıktan sonra saz konusunda şu anda da yaşayan Orhan Dağlı'dan ders aldım, kendisi çok ustadır sazda, ilk olarak bağlamaya başladım Orhan Dağlı'yla olan ilişkimiz bayağı devam ettikten sonra bir karar verdik. Bu aşağı yukarı lise yıllarına denk gelir. Özel gitar dersleri aldım. Kendimi geliştirmeye çalıştım.




K.Kimliği: İlk profesyonel çalışmanızı ne zaman yaptınız?

A.Kuşkaya: Profesyonellikten kasıt kaset çıkarmaksa bunu 1990'da yaptık, Abdülbaki Kömür, ben, Şafak Dalkır isimli bir kardeşimizle Asır Ajans'tan İlk Cemre'yi çıkarttık. Bu aynı zamanda inanan insanların yaptığı müziktede bir ilke gerçekleştirdik o zamana kadar zaman yayıncılığın özellikle yaptığı bant tiyatroları vardı. Kasetlerde Bant Tiyatrosunun konusuna uygun öncelikle sadece korodan oluşan şeyler kullanmıştık, daha sonra saz kullanılmıştı ilk cemrede alt yapısı kurgulanmış bir şekilde bir kaset çıkarttık. Daha sonra 1994 Şubat'ın da Umut Sancısı çıktı,o ilk kendi çalışmamdı. Ve geçtiğim ayda Ağlarken Gülebilmek isimli yeni kasetimiz çıktı.

K.Kimliği: Ben yanlış hatırlamıyorsam notayı ilk kullananlardansınız bizim islami kesimde?

A.Kuşkaya: Evet

K.Kimliği: Neden islami kesimde nota yok?

A.Kuşkaya: Çünkü insanlar müziği çok meşru bir iş olarak kabul etmiyorlar. Aşağı yukarı 3,5 yıl öncesine kadar. Şu anda zannediyorum durum öyle değil ancak yinede bazı sancılar var. Benim gözlemleyebildiğim kadarıyla örneğin,1990'lı yılların başında müzik tek başına meşru bir şey olarak kabul edilmediğinden dolayı müslümanlar,islami adı verilen sözlerle desteklemeye çalışmıştır. İşte islamın hemen böyle kolayca anlaşılabilecek temel şeylerinden yola çıkılmıştır,şehadet gibi diriliş gibi daha çok protez bir söylem vardı. Bu böyle zannediyorum ki müziğe o zamanlar da bugünkü kadar meşru kabul edilmemesinden kaynaklanıyor. İnsanlar yaptıkları müziğin sözlerini islam'dan aldıkları sürece müziklerinide meşru kabul ettiler ve bu şekilde bir yapılanma ortaya çıktı: sözler islami ise islamidir değilse değildir. Tabi bunu yaparken çok büyük bir şey ihmal edildi. Siz eğer müzik yapıyorsanız bunda birazda müzik olması lazım; müziğe benzemesi lazım;bunu yaparkende islami sözleri kullanarak islami müzik yaparken beste de burda kullanılan söz kadar önemlidir. Bizde ki müzik sözle beste arasında arasında uyumu ortaya koymalıdır. Genellikle İran marşlarından abartılmış diyebileceğim şekilde bir takım bestelerin üzerine İslami sözler yazıldı. Ancak 1990'da filan. Bu durum zannediyorum yavaş yavaş değişti.

K.Kimliği: O zaman ki müzik İslami arabeskmiydi acaba?

A.Kuşkaya: Buna birçok isim koyabilirsiniz. Arabeske benziyordu,devrim marşlarına benziyordu. Arabesk türk sanat müziği karışımı fantezi müziğe benziyordu. Hepsini söylemek mümkün, aslında şunda da bunlar geçerli. Bunlar henüz çok fazla eksilmiş değil.

K.Kimliği: Neden kaynaklanıyor bu?

A.Kuşkaya: İşte dediğim gibi müslümanlar asırlar boyunca müzik olarak sadece Kuran kıraatını işte ezan okunuşuna yetkin makamları kabul etmişler. Bunun dışında herhangi bir müzik çalışması yapılmamışiyapılan şeylerde de daha çok tasavvuf müziğine yönelik şeyler yapılmış. Bunlar gerçekten islamidir. Sözüyle bestesiyle Allah'ı anlatan şeylerdir. Bunun dışında da yani diğer insanların içkiye fuhuşa ahlaksızlığa yöneltmeyecek müzik yapıyorsanız kanaatimce bunlarda islami şeylerdir. Birşeyin islami olması için mutlaka cihattan,şehadetten bahsedilmesi gerekmiyor diye düşünüyorum.

K.Kimliği: Tasavvuf müziğinden bahsederken zannediyorum İslami kesimde enstrumanı çalan ilk defa tasavvufçular değil mi?

A.Kuşkaya: Evet

K.Kimliği: Siz yerli enstruman kullanmıyorsunuz. Tasavvufçular buna karşı çıkmıyor mu?


A.Kuşkaya: Yerli enstrumanı biz de kullanıyoruz. Ud gibi gitar gibi şeyler kullanıyoruz. Ama bunun yanında elektronik gitarda kullanıyoruz.

K.Kimliği: Tasavvuf camiası bunu kabul ediyor mu?

A.Kuşkaya: Zannediyorum etmediler özellikle tasavvuf musikisi teorisyenleri bunu kabul etmişse bir hayli güçlük çekerler zannediyorum,yani aldıkları belli bir eğitim var,uzmanlaştıkları ve benim de saygı duyduğum bir branşları var ancak bu yeryüzünde var olan, sadece benim müziğim başkasının müziği değil hangi kültüre ait olursa,herhangi bir müzik tarafından reddedilmesi için yeterli değil diye düşünüyorum.

K.Kimliği: Bu çifte standart olmuyor mu böyle onlar açısından?

A.Kuşkaya: Bunu onlara sormak lazım. Çifte standartlıktan öte bağnazlık girdi yani ben müzikte uzmanlaştım,atalarımız yıllar boyunca bu müziği yapmışlar dolayısıyla bundan başka müzikle insanlara hitap edilemez. Bunu yaparsanız işte harama düşmüş olursunuz gibi şeyler var. Hatta benim kasette kanun var,Üstad Necip Fazıl'ın kaldırımlar adlı eserini öyle düşünceden yani kanun ve kaldırımlar olarak kullanılsın diye inanırmısınız. Konservatuar Türk Musikisi bölümünden en iyisi çalınsın diye adam bulmakta bir hayli güçlük çektik. Hocalarının böyle birşeyi yasakladığını söylediler. Alt yapı unsurları olarak. Batı fonlarında herhangi bir sanatçının kasetinde yer almayı düşünmüyorlar. Bu çekinceden dolayı ama bunun yanında aynı konservatuarda öğrenci TV programlarında,gazinolarda hiç de İslam'a uygun olmayan sanatçıların yorumladığı eserlerin arkasından bunları zaten çalıyorlar yani genelde sanat müziği kısmen de tasavvuf musikisiyle uğraşan müzisyenlerin zannediyorum böyle bir saplantısı var. Bundan şöyle bir haklı sebep olabilir. Genelde işte pop müzik,özgür müzik,fantezi müzikle uğraşan insanlar. Benim yaptığımmüzikte bunların içine girer,en azından tasavvufi olmaması nedeniyle daha çok onlarda yetişmiş insanlardır. Yani konservatuarda eğitim görmemişlerdir. Çevreden gelmedir,özel dersler almışlardır,yoğunçalışmalar sonucu kendi kendilerini yetiştirmişlerdir. Bir hocanın dizinin dibine oturupta aynı şeyleri tekrarlamak suretiyle ders almamışlardır ve bunların diploması falan yoktur. Ben zannediyorum kabullenmemekten kaynaklanan bir zorluktan dolayı böyle bir tavır var.

K.Kimliği: Peki bu sizin müzikte yeşil pop diye bir olay var Türkiye'de.

A.Kuşkaya: Yeşil pop denen şey aslında bu yönüyle hiç ortaya atılmamalıydı diye düşünüyorum. Çünkü şuan da böyle bir tartışma var. Fakat günümüzden 3 sene öncesine döndüğümüz zaman böyle bir tartışma yoktu. Ancak o zamanda bunu yapan arkadaşlara sitem ediyordum ve bu yüzden zaten İlk Cemre'den sonra 94-90 arasında herhangi bir çalışmada bulunmadım. Çünkü İlk Cemre'yi yaptığımız zaman olumlu ve olumsuz anlamda biz çok eleştiri aldık. Yani olumlu derken şöyle bir eleştiri aldım. Çok beğenmişlerdi kasedimi,telefon açtılar,Antalya'dan bir arkadaşımızdı. Bizi mutlaka Antalya'yabeklediğini ,Antalya'da bir konser düzenlemek istediğini bunun finansörlüğünü yapacağını söyledi. 1990'da yani konserler aşağı-yukarı 1994 başından itibaren yaygınlaşmaya başladı. İnsanlar bunlara ilgi göstermeye başladı. O zaman hiç böyle bir şey söz konusu değildi. Ve doğrusu ben bile yadırgadım bu hadiseyi. Ve gitmedik o tarihte buçok olumlu eleştiriydi yani 5 sene sonrasını görebilen bir insanın olumlu eleştirisiydi. Bunun yanında çok olumsuz eleştirilerde aldık,yani gitarın gavur aleti olduğunu bunu kullanmaktan dolayı bizimde gavur olduğumuzu söyleyen insanlar çıktı. Gerek mektup ve gerekse telefonlarda bu eleştirileri aldıktan sonra bir süre durmayı tercih ettim. Fakat bir seneye kalmadan gördüm ki,müslümanların müzik çalışmalarıda basitleşti. İşte burada tasavvufçuların haklı olarak eleştirilerini aldık.

Ben bu işi yapan arkadaşlarla 1992'den beri görüşüyorum böyle şeyler yapılmasın diye fakat önü kesilemedi,ondan sonra Umut Sancısı'nı çıkarmaya karar verdik. Umut Sancısı kendi dönemi arasında 93 sonunda bencede bu anlamda orijinal kasettir. Çünkü bu kaseti yaptıktan sonra bir sürü arkadaş gelip "Artık biz de böyle müzik yapmak istiyoruz. Şehadetin şunun bunun değeri geçti" demeye başladılar. Bütün bunları söylerken yanlış anlaşılmakta istemem ben ne tasavvuf müziğine ne de dinimizin o mesajlarına şehadetin işlenmesine karşı değilim ancak bunları işleyen insanların günlük hayatında da bunların olmasının gerektiğini düşünüyorum,çünkü eğer Aykut Kuşkaya'nın bir kasetini alıyorsa insanlar,bunu dinliyorlarsa bunun birkaç kere dinledikten sonra benim hakkımda bir fikir edinebilmeliler.

İnsanlar herhangi bir sanatçının kasetini aldıktan sonra onun günlük yaşayışı hakkında bir bilgi sahibi olabilmeliler. Bütün kaygıların ötesinde müzikte,insan zannediyorum öncelikle kendisini ortaya koymalıdır. Kendisinide ortaya koyarken de sonuçta Aykut Kuşkaya müslüman bir insan. Anladığı ve yaşadığı kadarıyla islamı zaten onun kasetinde bulacaktır insanlar. Ama bunu yaparken insanların gözüne sokarcasına kutsal sözlerimizide hiçde yakışık almayan taverna müziği eşliği altında insana sunmanın bir anlamı olmadığını düşünüyorum. Yeşil pop meselesi de zannediyorum bu 90-95 arasının uzantısıdır.Ben bu tartışma yani yeşil pop,islami müzik herneyse onun adı, inanan sanatçıların biraz daha toplumda yer etmeye başladığı zaman kasetlerimiz bütün mzüik marketlere girip, televizyonlarda yayınlanmaya başladığı zaman bizi mahirenliğe itmek adına bunu açıkcası karşı taraftan bekliyordum. Mesela Unkapanı piyasasından böyle bir şey bekliyordum ama yine inanan insanlar tarafından tamamen traj kaygısıyla böyle birşeyin ortaya atılması beni son derece üzdü. Önce bunun bir tartışma zemini olmalıydı,sonra öyle bir şey çıkartıldı ki sanki bütün inanan müzisyenler yeşil pop şemsiyesinin altına bir anda giriverdiler,öyle bir şey mümkün değil yani yaptığımız müzikle bile biz bunların olmadığını savunuyoruz. Ben kendimi yeşil popçu olarak görmüyorum. Bu anlamda islami müzisyen olarakta görmüyorum. Aykut Kuşkaya'nın kasetinin kimliği vardır. Tabiiki benim çıkarttığım kasetin kimliği de en az benim kadar müslüman bir kasettir.

K.Kimliği: Bu yeşil pop söylevinden rahatsız oluyormusunuz?

A.Kuşkaya: Kendimi buna ait görmediğim için bu konuda çıkan eleştirilerin hepsini de kendime yönelik görmüyorum. Üstelikte çok seviyeli bir tartışma zemini değildi. O yüzden çok ciddiye almamakla birlikte nereye gitsek bizim üstümüze geliyorlar. Yeşil pop adı altında bu iki kelimeden oluşan şey ne yeşilliği bana uygun ne de pop unsuru bana uygun. Zannediyorum bu birazda hayatı,siyah ve beyaz algılayan insanların ifadesi. Çok tabi kolaycı bir yaklaşım, yani yaşadığımız hayat sadece siyah ve beyazdan ibaret değil, arada birçok gri tonlar var. Siyah olduğunu düşündüğümüz insanlar belki bizim zannettiğimiz kadar siyah değil aralarında yeşillikler, duygularında düşüncelerinde bir takım insani tavırlar var. Bizim yaşadığımız hayatta böyle;sonunda şahsi hayatımda böyle,ben mümkün olduğu kadar,parçalarımda da zaten gri tonları vermeye çalışıyorum.

K.Kimliği: Müzikle İslami tebliğ yapılır mı? Yani müzik yaparken İslami hizmeti amaçlıyor musunuz?

A.Kuşkaya: Böyle bir şey tabiki var. Ama bunu yaparken öncelikle insanların kendilerine dürüst olması gerektiğini düşünüyorum. Bu sadece müzik için değil, başka sektörlerde hayatın içerisinde olan müslümanlar için de geçerli. Mesela siz bunu yayıncılıkta yapmaya çalışıyorsunuz.Bunu yaparken eğer sizin günlük yaşantınızda olmayan şeyleri sansasyon derecesne getirip traj elde edipte insanları etkilemeyi düşünürseniz bu son derece yanlış olur. Öyle insanlar vardır ki, İslam dediğiniz zaman sadece cihat, şehadet, diriliş, kıyam hatırlarlar, bu insanların böyle müzik yapması son derece normaldir. Bunun için aramızda bir samimiyet olması gerekiyor,eğer böyle bir şey yapacaksanız, benim müzik tarzımda böyledir. Bunu protez müzikle yaparsanız yani Ahmet Kaya karşı cephede bu işi bu şekilde yapıyor. Ama siz aynı söylevleri hiçde uygun olmayan bir müzikle yapıyorsanız bunun bir anlamı yok. Bana gelince ben islami ve günlük yaşantımızı algılarken islam'ın özellikle yasakladığı şeylerin dışında kalan o büyük ve geniş alanda yaşamı ve bunu anlatmak istiyoruminsanlara,bu yüzdende olabilecek islami tebliğinde günlük yaşantıda inanan insanların bakış açısıyla göstermeye çalışıyorum.

K.Kimliği: Peki bu son zamanlarda Unkapanı piyasasında bir islami söylevler ortaya çıktı. Bülent Ersoy'un kasetinden ezan sesini duyduk, Sezen Aksu'da ilahi ritimleri vardı. Bunlar neden ihtiyaç hissettiler böyle bir şey yapmaya?

A.Kuşkaya: Herhalde Türkiye şartlarında müslümanların yaşadıkları hayatı,ayaklarının yere daha sağlam basması,onlarıda etkilemiş olacak. Bu piyasada olan insanlar Türkiye'de islami gelişmeyi göz önüne alarak birazda bu piyasadan pastamız olsun,biraz da burdan pay alalım düşüncesiyle bunu yapmış olabilirler. Mesela; Sezen Aksu'yu bunun dışında tutmak istiyorum, Sezen Aksu 25 yıllık müzik hayatı olan gerçekten değerli birisi,üstelik aile yapısı itibariyle inancına çok uzak birisi de değil ve bundan önceki kasetinde yer alan o dua parçası gerçekten çok güzel, belkide içten okumuş bunu, Sezen Aksu'yu bu anlamda çok olumlu buluyorum.

K.Kimliği: Yusuf İslam'ın kasedi çıktı son zamanlarda ve gerçekten yok satan bir kasetti acaba bu islami bir müzik miydi? Yoksa Yusuf İslam'ın dediği gibi bu bir islami tanıtım mıydı?

A.Kuşkaya: Yusuf İslam'ın o çalışması bir kere müzik çalışması değil,kompakdisk yani kaset halinde satılan bir yapım,bu albümde birinci kaset peygamber efendimizin hayatını anlatıyor. Aşağı yukarı 60-70 dakikalık bir şey. Fakat öbür kaset 10 dakikalık bir kaset bir tarafında Talaal Bedru'nun üç defa tekrarı var, arka tarafında da erkek seslerinden oluşan özellikle Mısır, Afganistan korosundan oluşan çocuklu erkekli sesler var. Bunda kendi sesi yok. Dolayısıyla bu bir müzik kasedi değil,Yusuf İslam'ın söylediği gibi bir islami tanıtımdır. Ama zannediyorum ki Yusuf İslam'ın artık yapımcılarımı yoksa etrafında onun istişare ettiği sözüne güvendiği insanlarmı zannediyorum ki ikna etmişler eğer sadece peygamberimizin hayatını anlatsaydı bu insanların satın alamsı için yeterli bir şey olmazdı. "Biz buna şöyle reklam yapalım işte Yusuf İslam 17 sene sonra yeniden müziğe döndü,işte böyle bir çalışma yaptı" gibisinden zannediyorum ikna ettiler.

Yusuf İslam gibi çok değerli bir müzisyen müziğinin bütün kalıplarını armonilerini yutmuş;istediği zaman çok orijinal şeyler ortaya koyabilen bir müzisyen bu kabileyetini ve hassasiyetini kaybetmiş olamaz. Eğer müzikle insanlara tebliğ yapmak isteseydi bunu en iyi şekilde zaten yapardı diye düşünüyorum. Aslında Yusuf İslam'la tanışıp sohbet etmek isterdim. Çünkü ona soracağım çok soru var kafamda ve kasetlerde de çelişki gördüğüm bazı şeyler var. Yusuf İslam'ın çalışmasında def dışında müzik enstrümanı kullanmak nerdeyse haramdır diye görüş sergiliyor yani öyle bir şey olamaz ne akli ne de nakli bunun böyle bir delili yok,islam yöresel bir yapılanma değil,evrenseldir. Dolayısıyla hayatın içinde bulunan unsurların herbirisi tıpkı mecelle kanunundaki gibi mübah olan şeylerdir. Bu sadece kullunımımıza göre değişir,yani bir ekmek bıçağını alıp çok adaletli bir şekilde kesip insanlara eşit dağıtıp bir adaletide sağlamış olrusunuz ve sevap almış olursunuz,tutup karşınızdaki insanları yoktan yere bıçaklayıp öldürerek belki de hiç affedilmeyecek bir günaha girmiş olabilirsiniz. Bunda bıçağın hiçbir suçu yok,bu kullanana ve kullanıma göre değişen bir unsurdur. Hayatta var olan neredeyse bütün eşyaları tamamen bu şekilde algılamak istiyorum. Tabii kutsal eşyamız Kuran'ı Kerim ve benzerleri hariç. Müzik bu şekildedir. Gitar da ney de bu şekildedir. Müzik enstrumanları böyledir,bu müzik aletleri tamamen sizin kullanımıza bağlıdır.

K.Kimliği: İslami kesimde bir tanıtım sorunu var bu bizim yayınlarımızda da böyle,gücümüz olamazsa tanıtamıyoruz. Siz tanıtım konusunda ne gibi sıkıntılar çekiyorsunuz?

A.Kuşkaya: Bu zannediyorum biraz da sektörle ilgili,özellikle benim uğraştığım alan TV.,medya,müzik bunlar çok da müslümalar arasında yerleşmiş oturaklaşmış sektörler olmadığı için,bu tür sıkıntılar her zaman mevcuttur. Türkiye'de reklam anlaşılmış değil. Çünkü, Türkiye'de reklam amatör bile değil,bu konuda yapılabilecek basit şeyler bile yapılamıyor nedense, insanlar bununla uğraşmak istemiyorlar mı yoksa bunun bir fayda getirmeyeceğinimi düşünüyorlar ya da gerçekten maddi imkanlar mı el vermiyor düşünmek lazım.

K.Kimliği: Aykut Kuşkaya bir kaset çıkarıyor,bu kasedin bir değeri var gerçekten bunu içten söylüyorum,ama bu kasetten Aykut ne kazandı ya da ne kazanacak?



A.Kuşkaya: Şimdi burda sektör olarak çarpıklığımızın bir etkisi. Müzikten bahsediyorsak eğer bir müzik kasetinin oluşumu bir yapımcı,medya ve taraflar. Şimdi ağlarken gülebilmek çıktı. Kasım'ın 15 inde falan çıktı. Kasım'ın 16 sında bütün radyolarda bütün parçalarını dinleyebilirsiniz ve şimdi öyle bir şey var ki insanlar kaset alma gereği duymuyorlar,özel radyolar çıktıktan sonra. Halbuki her ay bir parçasını yayınlasalar birkaç ay geçtikten sonra insanlar bir kasette yer alan üç dört parçayıda duyduktan sonra o kaseti alırlar. Türkiye'de bir de böyle bir durum var. Kaset çıkınca insanlar bir iki tane parça seçiyorlar ya da birini çok güzel yapıyorlar;tabi kendi anlayışlarına göre güzel yapıyorlar ve daha çok para kazanıyorlar. Geri kalan 6-7 tane parça çok beğenilmeyen parçalar,insanlar bir parça için o kasedi alıyorlar ve hüsrana uğruyorlar. Ben çok görüyorum böyle insanlar ama dinleyici biraz takip ettikten sonra TV.'den radyodan aynı kasette 3-4 tane güzel parçanın olduğunu gördükten sonra bu kasedi alacaklar,benim kasetimin satmasının nedeni de bu,tabii aynı anda yüzbinler yüzelli binler satmıyor. Tabi ki çok yavaş yavaş seyir izliyor,ama bakıyorum 3-4 ay geçtikten sonra bir hızlanma oluyor. Ben buna bağlıyorum daha çok. Zaten ben kasetten para kazanmak istemiyorum,yapımcı bu işi yaparken bana kasetten para vermek yerine yine kasete ayırsa o parayı ben çoktan razıyım böyle birşeye.Kasetten para kazanmasanızda olur,yeterki reklam olsun. Ama yapımcılar buna hazır değil,adam diyor ki bir kaset çıkarsam ne kadar satar hesaplıyor,otuzbin satar diyor bana getireceği kar nedir,şu kadar,ben diyor en ucuz maliyette alırım bir klavyeyi ve okuturum. Bir de bağlama çaldırırım ve öyle yaptırırım diye adam alacağı parayı baştan hesaplıyor. Bu şekilde çıkan kaset çok piyasada.

K.Kimliği: Ben size biraz eleştiride bulunacağım, ben sizi dinlerken biraz ağır görüyorum,sanki bazılarının canı sıkılıyor gibi geliyor bana, bir yerde konserinizi izledim baştan sona kadar dinledim bana çok ağır geldi. Ritim mi öyle yoksa yapınızdanmı kaynaklanıyor?

A.Kuşkaya: Bizim müziği yaparken bir amacımız var. O da herşeyden önce kendimi ifade etmek. Yani benim yaptığım müziklerde çok fazla da ritimli şeyler bulamazsınız. Hiçbir zaman yaptığım müzik protez müzik değil,marş müziği gibi bir şey yapmıyorum.Y ani ben şunu söyleyeyim kaset dinlediğiniz zaman karışık çorba lezzeti almamalısınız,herşey en iyisi ile yapılmalı. Tasavvuf müziği yapılacaksa eğer,tasavvuf müziği normlarında bu iş yapılmalı ve ona yönelik eserler olmalı. İşte batı müziği yapılacaksa ona uygun normlar ortaya koymalısınız. Bunu yaparken tamamen piyasa güdülerinde hareket ederseniz,sonuçta deve kuşu gibi bir şey çıkar,ne hızlı koşabilir ne uçup kaçabilir diye düşünüyorum.

K.Kimliği: Son kasetiniz niye böyle uzadı?

A.Kuşkaya: Benim bir idealim var,bu kaseti çıkarmadan önce diyorum ki bu kaset bu şekilde çıkmaz, iyi, kaliteli bir kaset olmalı akustik tarzlar maddi imkanlar yüzünden kaçınılarak kullanılmamak yerine olması gerek şekliyle kullanılması bu stüdyo çalışmasında çok ciddi bir maliyettir, bunu gerçekleştirecek bir zemin bulamadığınız için arada böyle bir zaman farkı var. Yoksa alıp bir klavye ile yaparsınız. Bu kasete girerken de zaten benim 23 bestem vardı, onlarından arasından seçilmiş şeylerdir bu kasettekiler. İkinci amacım,kasetin bütün müzik marketlerine girip heryerde satılmasıydı, sadece islami kitap evlerinde değil de insanlar nereden gidip kaset alıyorlarsa,oralarda da kasetimin bulunmasını istiyordum, kasedim bu yüzden gecikti. Ben sonuç olarak yaptığımız müziklerin kalıcı olmasını istiyordum. İşte Kadın Kimliği dergisi 10 sene sonra hangi aşamada ise Aykut Kuşkaya'nın müziğinde de o kadar ilerleme olacak, bizim bir umudumuz; okuyucu ve dinleyici kitlesinin gereken ilgiyi göstermeleridir.

K.Kimliği: Bu güzel söyleşiden dolayı teşekkür ederiz.

A.Kuşkaya: Bana bu fırsatı tanıdığınız için ben teşekkür ederim.

Kadın Kimliği / Ocak-1996

"kimden aldım böyle sessizliğimi, sesimi kime vereyim şimdi!"M.Ç.
Tüm Mesajlarını Bul
Alıntı Yaparak Cevapla
« Önceki | Sonraki »
Cevapla 

 
Benzeyen Konular
Konu: Yazar Cevaplar: Görüntüleyenler: Son Mesaj
  Aykut Kuşkaya rüzgarı esti.. yasin 4 166 10-09-2008 11:00 AM
Son Mesaj: yasin
  Aykut Kuşkaya İle Popun Rengi Üzerine Bir Sohbet Mavi/ 0 148 06-17-2008 11:57 PM
Son Mesaj: Mavi/
  Aykut Kuşkaya İle Müziği Üzerine Mavi/ 0 95 06-15-2008 09:19 PM
Son Mesaj: Mavi/

Forum Atla: